Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kalp Krizi Riskini Artıran Gizli Tehlike! Araştırmadan Çarpıcı Sonuç

Yaklaşık 488 bin kişinin verilerinin incelendiği yeni bir araştırma, vücutta uzun süre devam eden düşük seviyeli iltihaplanma ile kalp sağlığı arasında dikkat çekici bir bağlantı ortaya koydu.

Yaklaşık 488 bin kişinin verilerinin incelendiği yeni bir araştırma, vücutta

Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırmada, vücutta uzun süre devam eden ve çoğu zaman belirgin bir belirtiye yol açmayan kronik düşük dereceli enflamasyonun kalp üzerindeki etkileri incelendi.

Imperial College London araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada Birleşik Krallık’taki veri tabanında bulunan 488 bin 79 kişinin kalp taramaları, kan değerleri, genetik bilgileri ve çeşitli yaşam koşullarına ilişkin verileri değerlendirildi.

Kalbin yapısında değişiklikle bağlantılı

Araştırmada enflamasyon seviyesinin yüksek olması ile kalpte bazı yapısal değişiklikler arasında ilişki bulundu.

Yüksek kronik enflamasyon düzeylerinin daha küçük kalp odacıkları, daha kalın kalp duvarları ve her kalp atımında daha düşük miktarda kan pompalanmasıyla bağlantılı olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu değişikliklerin kalp yetmezliği ortaya çıkmadan önce görülebileceğini değerlendirdi.

Kalp krizi ve felç riski yüzde 43 daha yüksek

Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri kardiyovasküler hastalıklarla ilgili oldu.

Enflamasyon düzeyi bakımından en yüksek yüzde 20’lik grupta bulunan kişilerin, takip sürecinde kalp krizi veya felç gibi önemli bir kardiyovasküler olay yaşama ihtimali, en düşük yüzde 20’lik gruptakilere göre yüzde 43 daha yüksek bulundu.

Ancak araştırmacılar, bu bulgunun tek başına kronik enflamasyonun doğrudan kalp krizi veya felce neden olduğunu kanıtlamadığının altını çiziyor. Çalışma daha çok enflamasyon ile kalp sağlığı arasındaki ilişkiye işaret ediyor.

Stres ve yaşam koşulları da araştırıldı

Araştırmada yalnızca biyolojik göstergeler değil, kişilerin yaşam koşulları da dikkate alındı.

Sigara kullanımı, fiziksel aktivite, uyku düzeni, beslenme, kaygı, yalnızlık, ekonomik zorluklar, sosyoekonomik durum ve hava kirliliği gibi çok sayıda faktör değerlendirildi. Daha yüksek enflamasyon düzeyi ile sosyoekonomik dezavantaj ve psikolojik sıkıntı göstergeleri arasında da bağlantı bulundu.

Araştırmacılar, günlük stres faktörlerinin kronik enflamasyona katkıda bulunabileceği ve bunun kalpteki yapısal değişikliklerle bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durdu.

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları önem taşıyor

Çalışmanın bulguları, kalp-damar sağlığında yalnızca tek bir risk faktörüne odaklanmak yerine yaşam tarzı ve çevresel koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi kalp-damar sağlığının korunmasında önem taşıyan başlıklar arasında yer alıyor.

Uzman değerlendirmesi gerektiren kişilerin ise bu tür araştırma sonuçlarını kişisel bir hastalık veya risk teşhisi olarak değerlendirmemesi gerekiyor. Yeni çalışma geniş bir veri grubunu incelemiş olsa da nedensellik ilişkisini tek başına ortaya koymuyor.