Bir şehri şehir yapan sadece yeni binaları, geniş caddeleri, modern meydanları değildir. Bir şehrin asıl kimliği; sokaklarında, duvarlarında, taşında, toprağında ve en önemlisi de insanların hafızasında saklıdır.
Eskiyi yok etmek, çoğu zaman sadece bir binayı ortadan kaldırmak değildir. O binayla birlikte insanların çocukluğu, gençliği, sevinçleri, hüzünleri ve yaşanmışlıkları da sessizce silinir.
İnsanların yaşamış oldukları hatıraları yok saymak, geçmişi değersiz görmek cahillikten öte bir anlayıştır.
Elbette şehirler değişecek. Elbette ihtiyaçlar değişecek, yeni projeler yapılacak, eski yapılar yenilenecek. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak değişim adına geçmişi tamamen silmek, bir şehrin hafızasına yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.
Bugün dünyanın birçok şehrinde 50, 100, hatta birkaç yüz yıllık yapılar korunuyor. Çünkü onlar artık yalnızca bina değil, tarih olarak görülüyor. Antika bir eşya nasıl değerliyse, geçmişten kalan bir yapı da o şehrin hafızasıdır.
Biz ise Kahramanmaraş’ta bazen 40-50 yıl önce yapılmış yapıları bile hiç düşünmeden yıkabiliyoruz.
İnsan ister istemez soruyor:
Neden tadilat yapılmıyor? Neden güçlendirilip yeniden kullanılmıyor? Neden geçmişle gelecek arasında bir köprü kurulmuyor?
Tarihi konakları restore etmek elbette güzel ve değerlidir. Fakat aynı hassasiyeti insanların çocukluklarını, gençliklerini yaşadığı diğer yapılara ve mekânlara da göstermek gerekmez mi?
Çünkü tarih yalnızca tescilli konaklardan ibaret değildir.
Bir okul bahçesi de tarihtir.
Bir spor sahası da tarihtir.
Bir mahalle kahvesi de tarihtir.
Bir futbol sahasının soyunma odası da tarihtir.
Bir insanın çocukken top oynadığı köşe, başkası için sıradan bir alan olabilir ama o insan için ömrünün en kıymetli hatırasıdır.
Kahramanmaraş’ın bugün yaşadığı en büyük sorunlardan biri de galiba burada başlıyor.
Şehri yönetenler seçilmiş veya atanmış kişiler olabilir. Ancak makamlar değişir, insanlar değişir, projeler değişir. Şehrin hafızası değişmez.
Batıpark bunun en canlı örneklerinden biri.
Bir zamanlar sahanın bir köşesinde hakemlerin ve takımların soyunma odaları vardı. Nice karşılaşmaların heyecanı, nice futbolcuların anıları, nice çocukların tribün coşkusu o mekânlarda yaşandı.
Bugün o soyunma odaları yok.
Nedeni ise basit: Yeni proje var.
Peki ya eski hatıralar?
İşte asıl sorulması gereken soru bu.
Yeni proje yapılırken eskiye ait bir iz bırakmak mümkün değil miydi?
Bir duvar, bir tabela, bir fotoğraf, küçük bir anı köşesi…
Şehir planlaması yalnızca beton ve ölçülerden ibaret değildir. Şehir planlaması aynı zamanda hafıza planlamasıdır.
Bir şehrin geçmişinden ne kadar çok şeyi silerseniz, o şehrin yarınlarını da o kadar kimliksiz bırakırsınız.
Kahramanmaraş zaten büyük bir deprem yaşadı. Şehrimizde binlerce insanın hayatı, mahallesi, sokağı, evi ve hatırası bir anda değişti. Böyle bir şehirde geçmişin kalan izlerine daha büyük bir özen göstermek gerekmez mi?
Deprem nedeniyle zorunlu olarak değişen şehir dokusunun üzerine bir de plansız ve ruhsuz bir yıkım anlayışı eklenmemeli.
Kahramanmaraş’ın yeniden inşası sadece yeni konutlar yapmak değildir.
Kahramanmaraş’ı yeniden inşa etmek, Kahramanmaraş’ın hafızasını da yeniden ayağa kaldırmaktır.
Bazen memlekette yaşananlara bakınca insanın aklına “Kör talih” sözü geliyor.
Hangi kuruma baksanız, şehri ve geçmişi yeterince tanımayan insanların karar mekanizmalarında olduğunu görüyorsunuz.
Memleketi tanımayan için yıkmak kolaydır.
Çünkü yıkılan binanın içinde hangi hatıraların saklı olduğunu bilmez.
O sokakta kimlerin büyüdüğünü bilmez.
O sahada kimlerin ilk golünü attığını bilmez.
O duvarın önünde kaç kişinin fotoğraf çektirdiğini bilmez.
Bilmediği için de karar vermek kolaylaşır.
Oysa yönetmek, sadece proje üretmek değildir.
Yönetmek; emanet edilen şehrin ruhuna sahip çıkmaktır.
Kahramanmaraş’ın hak ettiği hizmetleri alması elbette hepimizin ortak arzusudur. Şehrin modernleşmesine, gelişmesine, yenilenmesine kimse karşı değil.
Ama modernleşmek demek geçmişten utanmak değildir.
Gelişmek demek eskiyi tamamen yok etmek değildir.
Yeni yapmak demek eskiyi aşağılamak değildir.
Tam tersine, gerçek şehircilik eski ile yeniyi aynı hikâyenin içinde buluşturabilmektir.
Bugün karar verenlere bir soru sormak gerekiyor:
Hatıraları yıkmaktan, eskiyi yok etmekten gerçekten ne kazanıyoruz?
Bir gün bizler olmayacağız.
Bugün karar veren yöneticiler de makamlarında olmayacak.
Bugün yapılan projeler de değişecek.
Ama geride kalan şehrin hafızası olacak.
Çocuklarımız bir gün bize dönüp “Eskiden burada ne vardı?” diye sorduklarında anlatacak bir şeylerimiz olmalı.
“Burada bir saha vardı.”
“Burada çocuklarımız oynardı.”
“Burada büyüklerimiz otururdu.”
“Burada bizim çocukluğumuz vardı.”
Diyebilmeliyiz.
Şehirler sadece betonla değil, hatıralarla yaşar.
Kahramanmaraş’ın yeniye ihtiyacı var, doğru.
Ama yeni Kahramanmaraş’ı kurarken eski Kahramanmaraş’ı öldürmek zorunda değiliz.
Siyasetin azizliği mi?
Beceriksiz yöneticiler mi?
Yanlış projeler mi?
Yoksa geçmişe karşı duyarsızlık mı?
Karar verene aşk olsun…
Çünkü eskiyi yıkmak kolaydır; asıl marifet, geçmişi koruyarak geleceği inşa etmektir.

YORUMLAR