Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şükrü Nalkesen
Şükrü Nalkesen

Ayağa Kalkıyoruz…

Yıkıntıların arasından başımızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda, o ağır kederin yerini yavaş yavaş yeni bir şehrin silüetine bıraktığını görüyoruz. Kolay değil; koca bir şehri, koca bir hafızayı yeniden inşa etmek. Elbette bu hummalı çalışma içerisinde hatalar, aceleyle alınmış kararların getirdiği eksiklikler olacaktır. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki; 11 ilçeye aynı anda el uzatmak, virane olmuş bir kenti altyapısıyla birlikte sıfırdan ayağa kaldırmak her şeyden önce büyük bir yürek ve cesaret işidir.

Bu noktada Kahramanmaraş olarak bir şansımız var: Şehrin içinden çıkan, bu sokakların tozunu bilen bir ismin, Fırat Görgel’in dümende olması.

Son günlerde Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in Belediyeler Birliği’ne adaylığını açıklaması, anlaşılan o ki yerelde taşları yerinden oynatmış. Nurhak Belediye Başkanı’nın “Benden oy yok” çıkışını hepimiz okuduk. Siyasettir, herkesin tercihi kendine; ancak bu tavrın altındaki gerekçeler ne kadar samimi?

Eğer bir karar aldıysanız, “Partimden emir geldi, kararımız budur” diyebilecek kadar açık sözlü olmalısınız. “Bana Ekrem İmamoğlu destek verdi, Vahap Seçer arkamda” diyerek sığınacak liman aramak, yerel bir yöneticinin kendi iradesini başka odaklara teslim etmesinden başka bir şey değildir. Sormak lazım: Sizin oyunuz gelse ne olur, gelmese ne olur? Asıl mesele, o sandıktan çıkan sonucun şehre ne kazandıracağıdır.

Şunu unutmamak gerekir; seçim biter, mazbata alınır ve o siyasi rozet ceketten çıkarılır. O koltuk artık sadece bir partinin değil, size oy veren ya da vermeyen tüm halkın koltuğudur. Kısır siyasi çekişmelerle, “benim partim, senin liderin” kavgasıyla kendi ilçenize gelecek hizmetin önünü tıkamak, aslında size o yetkiyi veren halkın hakkına girmektir.

Siyaset, tabiri caizse ateşten bir gömlek giymektir. Fırat Görgel, şehrin en zor zamanında bu sorumluluğu üstlenerek o gömleği giydiğini zaten kanıtladı. Şimdi ise ulusal ölçekteki bir görevde sorumluluk alarak bu cesaretini bir adım öteye taşıyor.

Teknoloji çağındayız; artık vatandaş kimin iş yaptığını, kimin sadece laf kalabalığıyla gündemde kalmaya çalıştığını çok iyi analiz ediyor. Boş konuşmaların, suni gündemlerin halk nezdinde bir karşılığı yok. Gün, kişisel ikbal ya da partizanlık günü değil; akıllı olma ve bu şehri el birliğiyle ayağa kaldırma günüdür.

Cesareti olanlar yol açar; olmayanlar ise sadece o yola taş koymaya çalışır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER