Andırınlı AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şahin, TRT Haber mikrofonlarına konuştu.
“Terörsüz Türkiye” sürecindeki gelişmeleri ve temel amaçları detaylandıran Şahin, Türkiye’nin kırk yıllık prangalarından kurtulması adına tarihi bir eşikte olunduğunu belirtti.
“40 Yıllık Sorunda Çözüm Işığı Göründü”
Türkiye’nin on yıllardır süregelen terör maliyetine dikkat çeken Şahin, yürütülen komisyon çalışmalarının önemine değinerek şunları söyledi:
“40 yıldır Türkiye’nin ayağında pranga olarak vurulan; ekonomisini, iç politikasını, dış politikasını, siyasetini etkileyen en önemli konuda çözüm ışığı gözüktü. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu vardı. 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptı, 21 toplantı, 137 kişi dinlendi. Sabırla süreç devam etti. O komisyon üyelerinden biri olmak da benim için çok önemli. Çünkü tarihi bir süreçte Türkiye’ye ciddi sorunlar oluşturan bir sorun çözümünün bir parçası olmak tabii ki heyecan verici.”
“Amaç Örgütün Tasfiyesi ve Silahların Bırakılması”
Sürecin hedeflerine ilişkin net mesajlar veren Şahin, kişiye özel bir durumun veya genel affın söz konusu olmadığının altını çizdi:
“Geldiğimiz nokta itibarıyla ümitliyim, onu söyleyeyim. Çünkü siyaset bu sorunun çözümüne el koydu. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Buradaki amaç PKK’nın, KCK ve oluşumlarının tasfiyesi ve silahların bırakılması. Çünkü bunu özellikle vurgulamak lazım, amaç bu. Genel af yok. Kişiye özel biliyorsunuz bir statü yok. Bu olduğu zaman Milli Güvenlik Kurulu, biliyorsunuz, şöyle diyecek: ‘Evet, bu örgüt oluşumlarıyla birlikte kendini feshetmiştir ve silahları bırakmıştır.’ İşte Milli Güvenlik Kurulu’nun kararı Resmi Gazete’de yayınlandığı andan itibaren süreç başlıyor.”
“Sığ Çıkarlara ve Provokasyonlara Geçit Verilmemeli”
Konuşmasında şehit ve gazi ailelerinin hassasiyetlerinin her şeyin üstünde tutulduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Şahin, süreci akamete uğratmak isteyen yaklaşımlara eleştiriler getirerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunu provoke etmek isteyenler olacaktır. Bunu bazı böyle sığ çıkarları için kullanmaya çalışan, Türkiye’nin geçmiş 50 yılını hiç o maliyeti görmeyip gelecek nesillerin hayatlarını düşünmeden bugünkü küçücük sığ çıkarlarını düşünerek hareket edenlerin olduğunu görüyoruz.
Şehitlerimizin, ailelerinin hassasiyeti, onların ruhaniyetinin hassasiyeti, gazilerimizin hassasiyeti elbette ki bizim hassasiyetimiz. Zaten bu sorunun, bu maliyetli sorunun çözümü için ortaya konan bir tavır. Buna bu perspektiften baktığımızda sadece işte bugünkü siyasetçilerin bir kısmının kendi o sığ çıkarları ‘Hadi buradan da bir şeyler koparalım’ yaklaşımıyla hareket edildiğinde bu Türk milletinin tamamına, Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza haksızlık olur. Buradaki gelecek nesilleri de düşünerek, bölgenin mevcut yapısını da göz önünde düşünerek bu çözüm kapasitesini bizim yansıtmamız gerekiyor ve sonuç almamız gerekiyor.”
