Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Zamanın Direnen İlmekleri: Andırın’ın Son Ayakkabı Ustası Muhittin Rüzgar

Teknolojinin hızla geliştiği, seri üretimin ve fabrikasyon ürünlerin hayatın her alanını kuşattığı günümüzde, el emeğiyle ayakkabı üreten geleneksel zanaatkarlar birer birer tarih sahnesinden çekiliyor.

Teknolojinin hızla geliştiği, seri üretimin ve fabrikasyon ürünlerin hayatın her

Kahramanmaraş’ın şirin ilçesi Andırın’da ise bu kadim mesleği yaşatmak için her sabah dükkanının kapısını aynı heyecanla açan bir isim var: Rüzgar Ayakkabı’nın sahibi Muhittin Rüzgar.

“Her Ayakkabının Bir Ustası, Her Ustanın Bir Hikayesi Vardır”
Duvarlarında özenle asılmış deri kalıpları, el yapımı ayakkabılar ve yılların yorgunluğunu taşıyan dikiş makinesiyle Muhittin Usta’nın atölyesi, adeta geçmişe açılan bir kapı gibi. Mesleğini sadece bir geçim kaynağı olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gördüğünü belirten Muhittin Rüzgar, yarım asra yaklaşan bu serüveni şu sözlerle özetliyor:

“Her ayakkabının bir ustası, her ustanın da bu deriye kazıdığı sessiz bir hikayesi vardır. Biz bu dükkanda sadece deri kesip dikmiyoruz; her çift ayakkabıya ömrümüzü, sabrımızı ve sevgimizi katıyoruz. Mesleğimi yıllardır ilk günkü aşkla, severek yapıyorum.”

“En Büyük Üzüntümüz: Arkamızdan Gelecek Kimse Yok”
El yapımı ayakkabıcılığın en büyük sorununun yeni neslin ilgisizliği olduğunu vurgulayan emektar usta, zanaatin geleceğine dair derin bir endişe taşıyor. Eskiden dükkanların cıvıl cıvıl çıraklarla dolu olduğunu hatırlatan Rüzgar, şimdilerde ise yetiştirecek eleman bulamadıklarından yakınıyor:

Çırak Yetişmiyor: Gençlerin masa başı işlere yönelmesi ve sabır gerektiren el sanatlarına ilgisiz kalması, usta-çırak ilişkisini bitme noktasına getirdi.

Kültürel Miras Tehlikede: Andırın’da bu işi yapan son ustalardan biri olan Muhittin Rüzgar’ın ardından, bu geleneksel üretimin ilçede tamamen son bulmasından korkuluyor.

“Eğer bizler son nefesimizi verdiğimizde bu tezgahların ışığı sönerse, sadece bir meslek değil, kültürümüzün en canlı parçalarından biri yok olacak. Devletimizin ve yerel yönetimlerin bu tür kaybolmaya yüz tutmuş ata mesleklerini korumak için gençleri teşvik edecek projeler geliştirmesini ümit ediyoruz.”