Türk futbolunda başarı hiçbir zaman uzun soluklu bir hikâye olmadı.
Bugün zirvede olan kulüplerin yarın büyük krizler yaşaması, hatta yok olmanın eşiğine gelmesi artık kimseyi şaşırtmıyor.
Çünkü bizde başarı da başarısızlık da çoğu zaman planlı değil; anlık reflekslerin, günü kurtarma anlayışının bir sonucu.
Yıllarca “büyük” olarak adlandırılan kulüpler bile bu kırılgan yapıdan kurtulabilmiş değil. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor gibi Türk futbolunun en güçlü markaları bile uzun yıllar şampiyonluk hasreti çekti.
Bu durum, sistemin sağlam olmadığını, başarıların kurumsal bir temele değil dönemsel dalgalanmalara dayandığını açıkça gösteriyor.
Ancak asıl mesele büyük kulüpler değil. Çünkü onların ekonomik gücü, taraftar desteği ve medya etkisi sayesinde bir şekilde toparlanma şansı her zaman var.
Asıl kırılgan olanlar Anadolu kulüpleri.
Bir dönem Süper Lig’de fırtına gibi esen, Avrupa kupalarında boy gösteren takımların bugün alt liglerde var olma mücadelesi verdiğini görüyoruz.
Bursaspor’un yeniden ayağa kalkma çabası, Altay’ın içinde bulunduğu çıkmaz, Gaziantepspor’un tarihe karışması, Malatyaspor’un yaşadığı çöküş, Adanaspor ve Adana Demirspor’un yıllar süren gelgitleri… Hatayspor, Mersin İdmanyurdu, Eskişehirspor, Orduspor gibi köklü camiaların yaşadıkları aslında birer uyarı niteliğinde. Bu kulüplerin ortak kaderi; plansız yönetimler, kontrolsüz borçlanma, altyapıya yeterince önem verilmemesi ve kısa vadeli başarı uğruna yapılan yanlış tercihler.
İşte tam bu noktada Kahramanmaraşspor’un yaşadığı düşüşe bakmak gerekiyor. KMS’nin bugün bulunduğu durum, ne sürprizdir ne de tek başına bir başarısızlık hikâyesi. Aksine, Türk futbolunun kronik sorunlarının yerel ölçekteki bir yansımasıdır.
Kulüp ister dernek yapısıyla yönetilsin ister şirketleşsin; eğer şeffaflık yoksa, mali disiplin sağlanamıyorsa, uzun vadeli bir plan ortaya konulamıyorsa sonuç değişmiyor. Yönetimler değişiyor, teknik direktörler geliyor gidiyor, kadrolar baştan aşağı yenileniyor ama zihniyet aynı kaldığı sürece tablo da değişmiyor.
Bir diğer önemli sorun ise aidiyet duygusunun zayıflaması. Kulüpler şehirlerin en önemli değerlerinden biri olmasına rağmen, yerel sahiplenme yeterince güçlü değil. İş dünyası, yerel yönetimler ve taraftar arasında sağlıklı bir iş birliği kurulamadığında kulüpler yalnızlaşıyor ve bu yalnızlık zamanla çöküşü hızlandırıyor.
KMS’nin yaşadığı süreç de tam olarak bu. Yanlış yönetim kararları, ekonomik sıkıntılar ve sürdürülebilir bir yapı kurulamaması kulübü bugünkü noktaya getirdi. Ancak burada asıl sorgulanması gereken sadece KMS değil, bu düzenin kendisidir.
Çünkü bugün Kahramanmaraşspor’un yaşadığını dün başkaları yaşadı, yarın da başka kulüpler yaşayacak. Bu döngü kırılmadıkça Türk futbolunda kalıcı başarıdan söz etmek mümkün değil.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Futbolu gerçekten yönetiyor muyuz, yoksa sadece günü mü kurtarıyoruz?
Eğer cevap ikinciyse, KMS’nin hikâyesi henüz bitmiş değil… Çünkü bu hikâye, Türk futbolunun yazmaya devam ettiği ortak bir kaderdir.
AKİF ARSLAN

YORUMLAR