Günümüzde “hız” ve “tıklanma” odaklı hale gelen gazetecilik mesleği, bir zamanlar sadece kalem, defter ve sarsılmaz bir iradeyle yapılıyordu. Bu mesleğin Andırın’daki en saygın temsilcilerinden biri olan merhum Mehmet Ali Zengin, arşivlerden çıkan bir fotoğraf karesiyle bizi 40 yıl öncesinin habercilik ruhuna götürdü.
Tozlu Yolların ve Hakikatin Peşinde
1980’li yılların zorlu şartlarında, ulaşımın kısıtlı, iletişimin ise bugüne kıyasla “mucize” sayıldığı bir dönemde; Mehmet Ali Zengin ismini Andırın’da duymayan yoktu. Ortaya çıkan son fotoğrafta Zengin, ilçenin karakteristik engebeli arazisinde bir yetkili ile röportaj yaparken görülüyor. Üzerindeki deri ceketi, elinden düşürmediği not defteri ve ciddiyetle dinleyen tavrı, o dönem gazeteciliğinin “masa başı” değil, bizzat “saha işi” olduğunun en büyük kanıtı.
Bir İlçenin Sessiz Tanığı
Andırın’ın sosyal sorunlarını, kültürel zenginliklerini ve halkın taleplerini köşe yazılarına ve haberlerine taşıyan Zengin, sadece bir muhabir değil, aynı zamanda ilçenin canlı hafızasıydı. “Andırın Görsel Hafıza” arşivinin gün yüzüne çıkardığı bu kare, yerel basının bir şehrin kimliğini korumadaki hayati önemini bir kez daha hatırlatıyor.
“O yıllarda bir haberi yazmak için bazen bir dağın yamacına tırmanmak, bazen saatlerce bir köylünün sofrasında oturup derdini dinlemek gerekirdi. Mehmet Ali Bey, bu sabrı ve emeği kalemine katık eden nadir isimlerdendi.”
Mirası Gelecek Nesillere Işık Tutuyor
Mehmet Ali Zengin’in kalemi, Andırın’ın yerel tarihine düşülmüş en kıymetli şerhlerden biridir. Bugün dijital dünyada saniyeler içinde tüketilen haberlerin aksine, Zengin’in titizlikle not aldığı o satırlar, bugün hâlâ Andırın’ın geçmişine ışık tutmaya devam ediyor.
Onun şahsında, zor şartlar altında görev yapmış tüm yerel basın emekçilerini saygıyla anarken; bıraktığı bu asil mirasın, genç gazeteciler için bir rehber niteliği taşıdığına inanıyoruz.
Ruhun şad, mekanın cennet olsun Mehmet Ali Zengin…
