Kahramanmaraş’a mı özgü bilmiyorum ama kulağıma her çalındığında cuk diye oturan bir söz var:
“Al birini vur ötekine, hepsi aynı…”
Türk futbolunun bugünkü halini anlatmak için bundan daha isabetli bir tarif bulmak zor. Çünkü isimler değişiyor, koltuklar değişiyor, demeçler değişiyor… ama zihniyet? Yerli yerinde duruyor.
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek çıkıyor, “Türkiye Futbol Federasyonu ile her türlü ilişkimizi sonlandırdık” diyor.
İyi de… nasıl?
Senin takımın o federasyonun düzenlediği ligde şampiyonluk kovalayacak. Hakemini o atayacak, disiplinini o verecek, lisansını o onaylayacak. Ama sen “ilişkimi kestim” diyeceksin.
Kusura bakmayın ama bu, kahvede söylenen lafa benzer: bol keseden, karşılığı olmayan bir çıkış.
Eğer gerçekten ilişkiyi kesiyorsan, bunun bir bedeli olur. O zaman ligden çekileceksin. O zaman “ben yokum” diyeceksin. Aksi halde yapılan açıklama, tribüne oynamaktan öteye geçmez.
Sayın başkana bizim oralarda ne derler biliyor musunuz?
“Atma Recep!”
Ama mesele sadece bir kulüp değil.
Fenerbahçe cephesine bakıyorsun, başka bir çıkış…
Beşiktaş konuşuyor, ayrı bir serzeniş…
Trabzonspor devreye giriyor, başka bir itiraz…
Herkes konuşuyor.
Herkes şikâyetçi.
Ama sistemin içinde kalmaya da herkes razı.
Peki neden?
Çünkü bu söylemler çoğu zaman çözüm üretmek için değil, taraftarı konsolide etmek için yapılıyor. Bir nevi “biz mücadele ediyoruz” algısı… Oysa gerçek mücadele, lafla değil tavırla olur.
Türk futbolunun en büyük sorunu tam da bu:
Söz var, karşılığı yok.
Tepki var, devamı yok.
İsyan var, bedel yok.
Sonra ne oluyor?
Aynı düzen devam ediyor.
Aynı tartışmalar dönüyor.
Aynı cümleler tekrar ediliyor.
Ve biz yine başa dönüyoruz:
Al birini vur ötekine… hepsi aynı.
Çünkü kimse gerçekten değiştirmek istemiyor.
Herkes, şikâyet ettiği düzenin içinde kalmaya devam ediyor.
AKİF ARSLAN

YORUMLAR