Andırın’ın Yeşilova bölgesinde hasat demek, sadece ekinin kalkması değil, toprağın sesini dinlemek demekti. Bir yanda bağlarda hummalı bir çalışma sürerken, diğer yanda kamyonun gölgesine sığınmış veya anızların arasında otlayan koyun sürüsü… Çıngırak sesleri, kamyonun gürültülü motoruna karışır, ortaya kırsalın o en saf melodisi çıkardı.
O yıllarda komşuluk sadece evlerde değil, tarlalarda da bakiydi. Kamyon dolmadan yerinden kalkmaz, koyunlar sağılmadan akşam olmazdı. Şimdi o eski kamyonların yerini yenileri, o patika yolların yerini asfaltlar almış olsa da; Yeşilova’nın bağlarındaki o emektar duruş ve koyunların meleştiği o huzurlu manzara, hafızalardaki tazeliğini hiç yitirmedi.
Bağlarda çalışan ellerin, direksiyon başındaki nasırlı parmakların ve doğanın döngüsü içerisinde hayata tutunan bu küçükbaş sürünün ahengi, Andırın’ın bereketli topraklarının hikayesini anlatıyor.
O kareye her baktığımızda, aslında sadece bir tarla işini değil; emeğin, sabrın ve bir devrin samimiyetini görüyoruz.Hasat dönemi boyunca tarlalarda yükselen bu tozlu ama huzurlu atmosfer, Andırınlı çiftçinin emeğinin tarladan sofraya uzanan zorlu yolculuğunun sadece bir parçası. Bugün, o yolculuğun en samimi anlarından biri, “Andırın Görsel Hafıza” çatısı altında ölümsüzleşti.
