“Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil” sözleriyle başladığı yazısında Akpınar, günümüzde nefretin daha fazla karşılık bulduğunu, sevginin ise giderek değer kaybettiğini ifade etti.
“Asıl özgürlük nefse ‘hayır’ diyebilmektir”
Modern insanın sabretmekten ve bedel ödemekten kaçındığını dile getiren Akpınar, gerçek özgürlüğün insanın her arzusunun peşinden gitmesi değil, gerektiğinde isteklerine sınır koyabilmesi olduğunu belirtti.
Ahlakın fedakârlık, sorumluluk ve iradeyle mümkün olacağını ifade eden Akpınar, tüketim ve çıkar odaklı yaşam biçiminin bireysel ve toplumsal değerleri zayıflattığını kaydetti.
“İyiliğin kısa yolu yok”
Yazısında iyiliğin emek istediğine dikkat çeken Başkan Akpınar, affetmenin, adaletli davranmanın, mazlumun yanında durmanın ve menfaat yerine doğruyu tercih etmenin kolay olmadığını belirtti.
Haz ve hız çağında sabrın, nefret çağında sevginin, güç çağında adaletin temsil edilmesinin önemine işaret eden Akpınar, Peygamber Efendimizin “Cennet, nefse ağır gelen şeylerle; cehennem ise şehvetlerle kuşatılmıştır” hadis-i şerifini hatırlatarak, insanın en büyük mücadelesinin kendi nefsiyle olduğunu vurguladı.
“Değişim kalpte başlar”
Toplumsal sorunların çözümünün yalnızca yöneticilerden veya kurumlardan beklenmemesi gerektiğini ifade eden Akpınar, Kur’an-ı Kerim’deki Ra’d Suresi’nin 11. ayetine atıfta bulunarak değişimin önce insanın kendisinde başlaması gerektiğini söyledi.
“Kalpler bozulursa sokak bozulur, sokak bozulursa şehir bozulur” değerlendirmesinde bulunan Akpınar, güçlü bir toplumun ancak güçlü bireyler ve sağlam aile yapısıyla mümkün olacağını dile getirdi.
“İyilerin safında dimdik durmalıyız”
Başkan Akpınar, yazısını şu mesajla tamamladı:
“Belki de bugün cennete doğru atılacak en büyük adımlardan biri; herkesin kolay olanı tercih ettiği bir dünyada zor olanı göze almak, iyilikten vazgeçmemek ve kötülüğün kalabalığına rağmen iyilerin safında dimdik durabilmektir.”
Akpınar’ın değerlendirmesi, bireysel ahlakın güçlendirilmesi, toplumsal dayanışmanın artırılması ve sevgi, adalet ile merhametin günlük yaşamda daha fazla yer bulması yönünde önemli mesajlar içerdi.
