
BAKANLIK ONAYLI BİR SANATÇI OLMAK
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcı Ahşap İşleri Sanatçısı
1963 Yozgat Yerköy doğumludur.
1988 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Coğrafya bölümünden ve 1992 yılında Ankara Ü. Eğitim Bilimleri Fak. Sosyal Bilimler Öğretimi’nden mezun olmuştur.
Özel sektör ve kamu hizmetlerinin sonrasında TBMM’de yirmi yıl kesintisiz Danışmanlık görevi yapmıştır.
Resim, ağaç oyma, cam işleme ve rölyef sanatçısı olan Mustafa CİHANGİROĞLU’nun çalışmaları yurtdışı ve yurtiçinde sergilenmiştir.
Ağaç kabuğundan tutunda dağlara, taşlara kadar yaşamı oluşturan detaylar onun ilgisini çekmektedir.
Bu uğraşıya “lüzumsuzluk” tan başladığını belirten CİHANGİROĞLU ancak birçok kişinin lüzumsuz gördüğünü “gayet lüzumlu” şekle getirme mücadelesini başarıyla sürdürmektedir.
Bunun sırrını, her detaya dikkat ederim ve çevremi çok dikkatli gözlemlerim diye tanımlıyor.
Beğendiğim materyali toplar, hayal gücümle birleştiririm…
Amacım “güzel ve değerli vakit geçirmek” olsa da ortaya ahşap oyma, maket, seramik, resim, rölyef gibi eserler çıkıyor.

BİR FİDAN BİR İNSAN
Ancak en önemli eserim ise, belki de Performans Sanatı olarak nitelendirilebilecek olan “Bir Fidan Bir İnsan” çalışmamdır ki doğada yüzbinlerce meşe palamutu yetiştirilmesine vesile oldum.
400 bin civarında meşe palamutu fidanının TORKU Fidanlığı’nda yetiştirilmesini ve doğaya dikilmesini sağladım.

ELDE NE VARSA ΩDEĞERLENDİRMEK
Yerköy’deki komşularımızdan Bulgaristan göçmeni rahmetli Gaffar Amca Her türlü malzemeyi değerlendirerek faydalanma gayretindeydi. Bulgaristan’da yaşadıkları dönemde yokluğu gördüklerini söyler ve eklerdi: “Elde ne varsa değerlendirmek zorundaydık…” Onun bu gayret ve nasihatleri beni çok etkiledi.
Ben de kullanılmayan veya atık hale gelen malzemelerden ne üretebilirim diye düşünmeye başladım. Çocukluğumuzda oyuncaklarımızı kendimiz yapardık. Şimdilerde birçok çocuğun evindeki oyuncak ile oyuncakçı dükkânı açılabilirken bizim zamanımızda yoktu. Bu yokluk bize üretmeyi öğretmişti. Tahtadan, telden, çividen, çamurdan ve telden kendi oyuncaklarımızı yapardık.

GERÇEK SANATIN SAHİBİNE AŞKLA
1994-2026 yıllarında ahşap oyma, resim, alçı, cam, şişe içinde maketler, seramik, rölyef, hat çalışmaları ile Kahire, Dubai, Berlin, Ankara (ARTS CRAFTS 3kez), Uluslararası İzmir (İEF), Ankara ATO Uluslararası İslam sanatları 2025 Ulucanlar Cezaevi Müzesinde 30 Gün Süren Mukaddes Emanetler Sergisi’nde “Gerçek Sanatın Sahibine Aşkla” Adını verdiğim 174X142 cm
Esma-ül Hüsna Limba Ağacı’na oyma başyapıt çalışmamla çok dikkat çektim.
Ahşap Oyma Sanatı, Türkler’in Orta Asya’da bulunduğu yıllardan Selçuklu ’ya ardından da Osmanlı Dönemi’ne kadar, Türk Tarihi’nde önemli bir yer tutuyor.
Bu dönemlerdeki mimari eserleri, anıtları, hanları, yalıları, evleri birebir küçülterek ahşap oyma ve rölyeflerini yaptım.
Bu çalışmaları yaparken geçmişi biriktirmekten, resmedip ahşap oyma ve rölyefle canlılık kazandırmaktan büyük keyif alıyorsunuz.
Minyatür sanatından da yararlandım.
Neticede ahşap oyma ve rölyef, resmin derinlik ve canlılık veren üç boyutlu hali diyebiliriz.
Ankara Kalesi, At Pazarı, Hacı Bayram çevresi, Hamamönü Meydanları’nı çok gezerim.
Hergele Meydanı İtfaiye’nin müdavimlerdenim. Burada eski radyo, saat, gramofon vb. alır, kimisini onarıp kullanır, kimisininde üzerinde rölyef çalışması yapardım. Artık bu meydan yok. Yerine cami yapıldı ve eski eşya satanlar da başka yerlere gittiler.

TÜRKİYE DIŞINDAN DAVETLERDE ALDIM
Paris’te ‘Sanat Sokağı’nda ve Almanya’da yer verdiler, vatandaşlık ve çalışma imkânı teklif ettiler. Vatanım ve ailem önde geldi Ülkemden ayrılamadım.
Bir Coğrafyacı olarak, örneğin buluta sadece yağmur yağacakmı diye bakmakla yetinmiyor, toprağa verdiği canı, ağaçtaki rengi, dalındaki meyveyi görüyor, bir damla suyun zerresindeki evreni fark ediyorsunuz.
Aklın ve sağlığın insanda emanet olduğunu biliyorum. Bu çalışmalardan edindiğim tecrübelerin hiçbirini kendime saklamıyorum.
Başta kendi çocuklarım olmak üzere, öğrencilerime, soranlara ya da yeteneği olanlara anlatıyorum. Ulucanlar Açık Cezaevi’nde müze olmadan önce, ortaokul ve liselerde iş bilgisi derslerinde, Ankara Kalesi’nde, Yaşamkent’te, etkinlik programlarında yüzlerce ahşap sevenle ahşap tecrübelerimi paylaşıyorum.
Eğitimler sonrası dönüşler ve devamlılık mükemmel.
Şu bir gerçek ki, sanat aktiviteleriyle uğraşan çocukların yabancı dilden coğrafyaya, matematikten, fenne geniş bir alanda daha başarılı oldukları, üreticiliklerini geliştirdikleri ve sosyalleştikleri, daha paylaşımcı oldukları gerçeği ortadadır.

İĞNE UCUYLA OYA İŞLER GİBİ İŞLEDİM Eserin tamamlanmasının bir yıl sürdüğüne işaret eden Cihangiroğlu, bu bir yılın yalnızca oyma ile ilgili olmadığını vurguladı. Bir yıllık yapım sürecini anlatan CİHANGİROĞLU
“Bir yılın tamamı Hüsnü Hatları ayarlamak, ölçeklendirmek, harflerin başlangıç ve bitiş noktalarını doğru vermekle geçti.
Ufak bir hata çalışmayı bozabilirdi. Kitaplarda falan görürsünüz düz yazıdır. Burada tüm eğimler tamamen aslına uygun şekilde yapıldı” şeklinde konuştu.
Bununla ilgili
Dr. Necmi ATİK ve Ramazan VAROL Hoca’larla uzun saatler çalıştıktan sonra oyma ve boyama sürecini tamamladığını belirten CİHANGİROĞLU, Hatta oyma dışında sadece boyasının tamamlanmasının 21 gün sürdüğünü söyleyebilirim. Çünkü iğne ucuyla oya işler gibi işledim” diyerek yapım aşamasını büyük bir titizlikle tamamladığını kaydetti.


YORUMLAR