İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ bünyesinde düzenlenen “Yatırım ve Proje Tanıtım Töreni”, şehrin geleceğini şekillendirecek stratejik altyapı hamlelerinin yanı sıra suyun sanatsal dışavurumuna da ev sahipliği yaptı. Sanat dünyasından yetkin eserlerin yer aldığı organizasyonda, uzun yıllardır çalışmalarını Türkiye’de sürdüren ödüllü ressam Tatiana Kirillova‘nın “İnsan Bir Su Hali” tablosu, katılımcıların odak noktası haline geldi.

SUYUN VE İNSANIN DERİN BAĞI TUVALE TAŞINDI
Sergideki seçkin eserler arasında dikkatleri üzerine çeken “İnsan Bir Su Hali”, suyun hiçbir yere ait olmadan ve hiçbir iz bırakmadan sürdürdüğü o kesintisiz devinimini etkileyici bir görsel dille sunuyor. Tablo, su yüzeyine akseden bir simanın anlık tanıdıklığının ardından formların nasıl dağıldığını ve bedenin yeniden o doğal akışa katıldığını betimleyerek; “Suya yönelttiğimiz her bakışta aslında kendi özümüzü görürüz” anlayışını sanatseverlerle buluşturuyor. Suyun yalnızca dışsal bir unsur değil, yaşam boyunca varlığımıza eşlik eden ve nihayetinde doğaya dönen bir öz olduğu vurgulanıyor. Tören kapsamında sanatçının İstanbul ve su odağındaki diğer tabloları da beğeniye sunulurken, etkinliğin duygusal ve felsefi merkezini “İnsan Bir Su Hali” oluşturdu.

EVRENSEL BİR KÖPRÜ OLARAK ELE ALIYOR
On yıldan uzun süredir yaşamını ve sanat üretimini Türkiye’de sürdüren Rus ressam Tatiana Kirillova, çalışmalarında suyu fiziki bir element olmanın ötesinde; geçmişi, kültürü ve insanı bir araya getiren evrensel bir bağ olarak konumlandırıyor. Geçmiş dönemlerde de İstanbul’un suyla kurduğu tarihsel bağları konu alan sergileriyle takdir toplayan Kirillova, eserlerinde megakenti ve Boğaz’ı adeta yaşayan birer ruh olarak tuvaline aktarıyor. Başarılı sanatçı, ilgi odağı olan “İnsan Bir Su Hali” çalışmasını şu ifadelerle aktarıyor:
“Su hareket eder.
Bazen hafifçe, bazen bütün gücüyle.
Bir yere ait olmadan, hiçbir şeyi geride bırakmadan.
İçinden bir yüz geçer.
Bir anlığına bakar.
Tanıdık gelir.
Sonra yüz çözülür.
Çizgiler birbirine karışır, beden yeniden akış olur.
Belki suya baktığımızda gördüğümüz şey, kendimizden başka bir şey değildir.
İnsan bedeninin yaklaşık dörtte üçü sudur.
Bir ömür boyunca bizimle akar.
Hayat sona erdiğinde, yeniden doğaya döner.
Bir damla, bir nefes, bir beden.
Bir biçim, bir an, bir dönüş.
Su değişir.
Biz de.
Ama akış sürer.
Nerede biteriz, nerede başlarız?”


