Zorlu coğrafi şartlara göğüs geren Andırınlı kadınların fedakarlığı, görenleri duygulandırıyor.
KAYIP BİR ZAMANIN ŞAHİTLERİ
Teknolojinin ve imkanların kısıtlı olduğu eski yıllarda, Andırın ve çevre köylerinde yaşam sanıldığı kadar kolay değildi. Özellikle kış aylarının çetin geçtiği bu dağlık coğrafyada, evlerin ısınması ve aşın kaynaması tamamen insan gücüne dayanıyordu. İşte bu zorlu hayatın en büyük kahramanları ise hiç şüphesiz bölgenin cefakar kadınlarıydı.
Sosyal medyada paylaşılan ve geçmiş döneme ait olan bir fotoğraf, Andırınlı kadınların günlük yaşamda verdikleri amansız mücadeleyi gözler önüne seriyor. Görüntülerde, geleneksel kıyafetleri içindeki üç kadının, kendi gövdelerinden katbekat büyük odun yığınlarını (bölge ağzıyla şelekleri) sırtlarında kilometrelerce taşıdığı görülüyor.
HEM EVİN DİREĞİ HEM YOLLARIN YOLCUSU
O dönemlerde ormanlık alanlardan toplanan çalı çırpı ve odunlar, sadece ısınmak için değil, ekmek pişirilen tandırların yakılması için de hayati önem taşıyordu. Traktörün ya da yük hayvanının olmadığı veya patika yollardan geçemediği durumlarda, bu ağır yük doğrudan kadınların sırtına biniyordu.
Andırınlı kadınlar, sadece ev işleriyle, çocuk büyütmekle ya da bağ bahçe işleriyle kalmıyor; dağdan topladıkları odunları metrelerce yükseklikteki dik yamaçlardan köylerine kadar büyük bir sabırla taşıyorlardı.
“Anadolu Kadınının Özeti”
Fotoğrafı gören vatandaşlar ve tarih meraklıları, bu karenin Anadolu kadınının fedakarlığını ve gücünü özetlediğini belirtiyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve köylere kadar ulaşan imkanlar sayesinde bu sahneler tarih olsa da, Andırın’ın geçmişinde iz bırakan bu emektar kadınların hatırası, bölge halkının hafızasında ve bu tür tarihi fotoğraflarda yaşamaya devam ediyor.
Andırın’ın dik yamaçlarında, ellerinde bastonları ve sırtlarında tonlarca ağırlıktaki umutlarıyla yürüyen o güzel insanlar, bu toprakların gerçek mimarları olarak saygıyla anılıyor.
