Eğitim sistemini tartışıyoruz… Müfredat diyoruz, yeni nesil sorular diyoruz, teknoloji diyoruz. Ama asıl meseleyi, yani okulun içindeki “insan” faktörünü ve o binaların içindeki hastalıklı düzeni her nedense gözden kaçırıyoruz.
Son dönemde Kahramanmaraş’ta eğitim camiası hareketli. Bir yandan güvenlik önlemleri, bir yandan yeni atamalar… Ancak sahaya indiğinizde, velinin ve öğrencinin feryadı çok başka.
Okulun temizliğinden sorumlu olan personelden başlayalım. Hademelik sistemi neredeyse bitti. Yerine gelen, her altı ayda bir değişen geçici personel düzeniyle hijyen sağlanabilir mi? Kendi okulu gibi sahiplenmeyen, binayı tanımayan bir anlayışla çocuklarımızı mikropların kucağına mı bırakıyoruz? Oysa orayı evi gibi gören, kalıcı ve tecrübeli bir personelin varlığı, güvenliğin de temizliğin de temelidir.
Okul kitaplarının her yıl değişmesi, çocuklarımızda “nasıl olsa yenisi gelecek” vurdumduymazlığını körüklüyor. Kitabın kutsallığı, emeğin değeri nerede kaldı? Bu savurganlık, vurdumduymaz bir nesil yetişmesinin önünü açmıyor mu?
Gelelim en can yakıcı noktaya: Öğretmenler.
Okuluna kendini adamış, mahallenin evladı olmuş, tecrübesiyle başarıyı yakalamış öğretmenleri neden yerinden ediyoruz? Puanı yetersiz, tecrübesi eksik isimleri sırf bir yerlerin referansıyla şehrin merkezindeki okullara doldurmak hangi vicdana sığar? Görevi layıkıyla yapana, hak edene teslim etmek bu kadar mı zor? Eğitimde “puan” değil, “liyakat” konuşmalı artık!
Anaokulu fiyatlarına ne demeli? Adı üstünde: Devlet okulu. Ama istenen rakamlar fahiş seviyelerde. Hele o yemek ücretleri… İnsanın nutku tutuluyor. Öğrenci başına 20 bin TL’ye varan yemek ücreti isteniyor, karşılığında verilen ne? Makarna! “Maliyet ağır” bahanesinin arkasına sığınıp devletin okulunda makarnaya bu paraları istemek, velinin cebine el uzatmaktır. Eğer bu devlet okuluysa, bu fiyatlar neyin nesi?
Görevine yeni başlayan Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü’ne buradan hem hayırlı olsun diyelim hem de küçük bir not düşelim:
Sayın Müdürüm, büyük projeler, cafcaflı açılışlar elbet olur. Ancak bu şehrin okullarının “basit” görünen ama aslında “hastalıklı” olan bu sorunlarını çözmeden gerçek başarıya ulaşamazsınız. Velinin feryadını, öğretmenin kırgınlığını, hademenin eksikliğini görmezden gelmeyin.
Liyakat dedik, hak dedik, temizlik dedik… Bakalım bu sesimiz yankı bulacak mı?

