Kahramanmaraş’ta yaşanan o kan donduran saldırının ardından şehir hâlâ yas tutuyor. Bir öğretmen ve öğrencilerin hayatını kaybettiği, sayının giderek arttığı o karanlık gün; sadece bir okulun değil, bir toplumun hafızasına kazındı. Camiler doldu, dualar yükseldi, küçücük tabutlar omuzlarda taşındı. Devletin zirvesi oradaydı. Acı ortaktı.
Fail belli. Soruşturma sürüyor. Adalet mekanizması işliyor.
Ama biz ne yaptık?
Her büyük travmadan sonra olduğu gibi, bu olayda da toplumun bir kesimi hızla bir “suçlu” aradı. Çünkü acının en kolay yönetilme biçimi, onu bir kişiye yüklemektir. Ve bu kez hedefte İl Milli Eğitim Müdürü vardı. Erhan Baydur ya istifa etti ya görevden alındı. Bir anda “sorumlu” ilan edildi.
Peki gerçekten öyle mi?
Bir okulda yaşanan silahlı saldırının tüm yükünü tek bir bürokrata yıkmak, meseleyi çözmek değil, örtmektir. Bu yaklaşım, hem gerçeği basitleştirir hem de gelecekte benzer acıların önüne geçme ihtimalimizi zayıflatır. Çünkü sorun tek boyutlu değil.
Bugün sormamız gereken daha zor sorular var:
Okullarımız ne kadar güvenli?
Gençler neden bu kadar öfke biriktiriyor?
Silaha erişim nasıl bu kadar kolay?
Rehberlik ve psikolojik destek mekanizmaları yeterli mi?
Aile, okul ve toplum arasındaki bağ neden bu kadar zayıfladı?
Eğer bu soruları sormadan, sadece bir ismi işaret edip “işte suçlu” dersek, kendimizi kandırmış oluruz.
Evet, kamu görevinde bulunan herkes sorumluluk taşır. İhmaller varsa elbette hesabı sorulmalıdır. Ancak sorumluluk ile günah keçisi ilan etmek aynı şey değildir. Bugün bir ismi öne sürüp vicdanımızı rahatlatabiliriz, ama yarın aynı sistem, aynı zaaflarla başka acılar üretmeye devam eder.
Gerçeklerle yüzleşmek cesaret ister. Kolay olan, öfkeyi bir noktaya yöneltmektir. Zor olan ise o öfkenin arkasındaki derin yapısal sorunları görmek ve çözmektir.
Kahramanmaraş’ın ihtiyacı olan şey; suçlu aramak değil, çözüm üretmektir.
Çünkü mesele bir kişi değil, bir sistem meselesidir.
Ve biz o sistemi sorgulamadıkça, ne yazık ki bu acılar tekrar eder.
Suçlu Kim? Kolay Cevapların Tehlikesi
Kahramanmaraş’ta yaşanan o kan donduran saldırının ardından şehir hâlâ yas tutuyor. Bir öğretmen ve öğrencilerin hayatını kaybettiği, sayının giderek arttığı o karanlık gün; sadece bir okulun değil, bir toplumun hafızasına kazındı. Camiler doldu, dualar yükseldi, küçücük tabutlar omuzlarda taşındı. Devletin zirvesi oradaydı. Acı ortaktı. Fail belli. Soruşturma sürüyor. Adalet mekanizması işliyor. Ama biz ne yaptık? […]

