Okuma Yazma Bilmeyenin İmzasıydı
Eskiden okuma yazma bilmeyen vatandaşların resmi belgelerde, sözleşmelerde ve devlet dairelerindeki işlemlerinde geçerli olan tek onay mekanizması bu özel mühürlerdi. Kişinin adını, unvanını veya kendine has sembolünü taşıyan bu mühürler, adeta bugünkü biyometrik imzaların ilk örnekleri sayılıyordu.
Zanaatın İnceliği: Ters Kazı, Düz Oku
Mühür yapımı, büyük bir dikkat ve ustalık gerektiriyordu. Genellikle sert ahşap malzemelerin üzerine, bazen de taş veya metal yüzeylere işlenen isimler, mühür basıldığında düz okunabilmesi için ters kazıma tekniğiyle hazırlanıyordu. Bu yöntem, ustanın el becerisinin yanı sıra hatasız bir odaklanma yeteneğini de şart koşuyordu.
Mulla Keleş’in Mirası Yaşatılıyor
Andırın görsel hafızasında derin izler bırakan bu kadim mesleğin bölgedeki en bilinen isimlerinden biri, Yeşilyurt Keleşli mahallesinden merhum Mulla Keleş’ti. Döneminde ilçenin mühür ihtiyacını karşılayan ve birçok resmi evrakta imzası yerine mührü bulunan vatandaşların “eli” olan Keleş, bugün rahmetle anılıyor.
Andırın Çok Programlı Lisesi arşivlerinden paylaşılan bir fotoğraf karesi, bu mesleği icra eden bir ustanın çalışma anını ölümsüzleştirerek, bir dönemin sosyal yapısını ve zanaat kültürünü yeniden gündeme taşıdı. Günümüzde antika birer obje haline gelen bu mühürler, artık sadece tozlu raflarda veya aile yadigarı olarak saklanıyor. Bu tarihi fotoğraf için, Çok Programlı Lisesi’ne ve Andırın Görsel Hafıza Grubuna teşekkür ederiz.
Unutulmaya Yüz Tutan Bir Zanaat: Andırın’ın Mühür Kazıma Ustaları
Teknolojinin ve dijital imzaların henüz hayatımıza girmediği dönemlerde, Anadolu’nun dört bir yanında olduğu gibi Andırın’da da kimlik ve onayın en somut göstergesi olan “mühür kazıma” sanatı, bölgenin sosyal hafızasında önemli bir yer tutuyor.
