Yol Yanılmaz, Yolcu Yanılır…

Siyasette bir söz vardır: “Siyaset, aynı şeyi herkese farklı farklı anlatarak inandırma sanatıdır.” Hele söz konusu Kahramanmaraş ise… Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz. Hızlı tren denildi, karayolu bağlantıları denildi, otoyol denildi, Göksun tünelleri çıkışındaki hâlâ kullanılan servis yolundan söz edildi. Kürsülerden büyük vaatler yükseldi. Mikrofonlar kapandı, alkışlar dindi, bakanlar kürsülerinden indi. Verilen sözler, sanki üzerinde “acil” […]

sukrunalkesen

Siyasette bir söz vardır: “Siyaset, aynı şeyi herkese farklı farklı anlatarak inandırma sanatıdır.”

Hele söz konusu Kahramanmaraş ise…

Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz. Hızlı tren denildi, karayolu bağlantıları denildi, otoyol denildi, Göksun tünelleri çıkışındaki hâlâ kullanılan servis yolundan söz edildi. Kürsülerden büyük vaatler yükseldi. Mikrofonlar kapandı, alkışlar dindi, bakanlar kürsülerinden indi.

Verilen sözler, sanki üzerinde “acil” yazmasına rağmen bir köşeye kaldırılmış, kapağı bile açılmayan üzeri tozla kaplanmış dosyalara dönüştü.

Oysa siyasetçinin sözü, kürsüde söylendiği anda değil, sahada karşılığı bulunduğu zaman değerlidir.

“Bize ne söylendi?” değil, “Bize söylenenlerden hangisi yapıldı?” İşte asıl mesele burada.

Kahramanmaraşlı vatandaş, vekillerini güle oynaya Ankara’ya gönderiyor. Oyunu veriyor, güvenini veriyor, temsil yetkisini veriyor.

Sokakta zaman zaman öyle isimlerle karşılaşıyoruz ki, bazı vatandaşlar kendi milletvekilinin isimlerini dahi bilmiyor. Bu, sadece bir siyasetçinin değil, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir tablodur.

Milletvekilliği; Kahramanmaraş’ın sorununu Bakanlığın kapısına dayamak, takip etmek, sonuç alıncaya kadar peşini bırakmamak ve gerektiğinde yüksek sesle itiraz etmektir.

Çünkü vatandaş vekilinden alkış beklemiyor, hizmet bekliyor.

Kahramanmaraş’ın yolu yapılacaksa yolunu, hızlı treni gelecekse trenini, otoyol bağlantısı kurulacaksa bağlantısını istiyor.

Atı Alan Üsküdar’ı Geçiyor

Biz daha “acaba ne zaman yapılacak?” diye sorarken komşu illerimiz birer birer öne çıkıyor.

Onlar projelerini konuşuyor, biz verilen sözlerin gerçekleşmesini bekliyoruz.

Onlar yeni yatırımları tartışıyor, biz yıllar önce verilen sözlerin akıbetini soruyoruz.

Sonra dönüp kendimize soruyoruz:

Kahramanmaraş neden sürekli başkalarının ardından bakmak zorunda?

Neden bizim memleketimiz, zaman zaman “sahipsiz şehir” görüntüsü veriyor?

Neden üvey evlat muamelesi görüyormuşuz hissine kapılıyoruz?

Bu şehrin insanı bunu hak etmiyor.

Taşı toprağı altın olan Kahramanmaraş, yalnızca nüfus tabelasından ibaret bir şehir değildir.

Sanayisiyle, üretimiyle, ihracatıyla, tarımıyla, tarihiyle, çalışkan insanıyla Türkiye ekonomisine ciddi katkı sunan bir şehirdir.

Burada mesele sadece bir yolun yapılması da değildir. Yol, kalkınmanın kendisidir.

Demiryolu, otoyol, tünel, bağlantı yolları; üreticinin pazara ulaşması, sanayicinin maliyetinin düşmesi, öğrencinin, işçinin, esnafın ve vatandaşın hayatının kolaylaşması demektir.

Yani mesele asfalt değildir. Mesele Kahramanmaraş’ın geleceğidir.

İşte burada daha büyük düşünmek gerekiyor.

Karadeniz’i Güneydoğu’ya, Akdeniz’e ve üretim merkezlerine bağlayacak ulaşım projeleri konuşulurken Kahramanmaraş’ın bu güzergâhlardaki stratejik konumu neden daha güçlü şekilde gündeme getirilmiyor?

Karadeniz ulaşım ağının Kahramanmaraş üzerinden geliştirilmesi, şehrin sadece bir geçiş noktası olması anlamına gelmez.

Bu, Kahramanmaraş’ın ekonomik ve lojistik potansiyelini yeniden şekillendirebilecek bir fırsat olabilir.

Belki de bizim “kurtuluş yolu” diye aradığımız şey, tam da böyle büyük ve uzun vadeli bir ulaşım vizyonudur.

Bunun için Ankara’da güçlü bir irade, güçlü bir lobi, Kahramanmaraş’ta ortak bir akıl ve en önemlisi ısrarlı bir takip gerekir.

Bugün Kahramanmaraş’ın önünde duran mesele de budur.

Şehrin önünde imkânlar var. Potansiyel var. Üretim var. İnsan gücü var. Coğrafi avantaj var.

Eksik olan ne?

Verilen sözlerin peşinden gitmek…

Unutulan dosyaları yeniden açtırmak…

Ankara’nın kapısını aşındırmak…

Ve “Kahramanmaraş bunu hak ediyor” cümlesini sadece seçim meydanlarında değil, her platformda yüksek sesle söylemek.

Artık vatandaşın beklentisi çok açık:

Kürsüde verilen vaat değil, şehirde görülen hizmet.

Fotoğraf değil, icraat.

Çünkü Kahramanmaraş’ın artık beklemeye değil, yola çıkmaya ihtiyacı var.

Ve unutulmamalıdır ki;

Yol yanılmaz.

Yolcu yanılır.

Ama doğru yolcu, doğru istikameti bulduğunda bir şehrin kaderini de değiştirebilir.

 

Exit mobile version