“Fırat Görgel Neden Harcandı?”

Siyaset bazen sonuçlardan çok süreçlerin konuşulması gereken bir alan. Hele ki ortaya çıkan tablo, sadece bir seçim sonucunu değil, daha geniş bir fotoğrafı işaret ediyorsa… Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği Genel Kurulu da tam olarak böyle bir tablo ortaya koydu. Bir yanda Vahap Seçer, diğer yanda ise Fırat Görgel… İki isim, iki farklı […]

“Fırat Görgel Neden Harcandı?”

Siyaset bazen sonuçlardan çok süreçlerin konuşulması gereken bir alan. Hele ki ortaya çıkan tablo, sadece bir seçim sonucunu değil, daha geniş bir fotoğrafı işaret ediyorsa…
Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği Genel Kurulu da tam olarak böyle bir tablo ortaya koydu. Bir yanda Vahap Seçer, diğer yanda ise Fırat Görgel… İki isim, iki farklı siyasi çizgi, iki farklı yerel yönetim anlayışı aynı yarışta karşı karşıya geldi.
Sonuç netti: 446 oy alan Seçer kazandı, 311 oyda kalan Görgel ise seçimi kaybetti.
Ama mesele sadece rakamlar değil.
Bu seçimde dikkat çeken en önemli unsur, Türkiye’deki yerel yönetim dengesinin açık şekilde sandığa yansıması oldu. Seçer’in konuşmasında altını çizdiği “nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediyelerin yönetmesi” ifadesi, aslında bu sonucun bir sürpriz olmadığını da ortaya koyuyor.
Yani mesele sadece bir adayın kazanması ya da kaybetmesi değil; Türkiye’de yerel yönetim gücünün hangi eksende yoğunlaştığıdır.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu yarış gerçekten eşit şartlarda mıydı?
Fırat Görgel genç, dinamik ve yerelde karşılığı olan bir isim. Kahramanmaraş gibi büyük bir afet yaşamış şehrin belediye başkanı olarak sorumluluğu zaten oldukça ağır. Buna rağmen böylesine kritik bir yarışta aday gösterilmesi ilk bakışta bir “güven göstergesi” gibi okunabilir.
Ancak sonuç ortaya çıktıktan sonra tablo biraz daha farklı görünüyor. Çünkü bu yarış, matematiksel olarak baştan dezavantajlıydı.
Yerel yönetimlerde çoğunluğu elinde bulunduran bir siyasi blok karşısında, sayısal olarak daha az temsil edilen bir kesimin adayını sahaya sürmek… Bu bir strateji miydi, yoksa kontrollü bir risk mi?
İşte tartışılması gereken yer tam da burası.
Siyasette bazen bazı isimler kazanmak için değil, dengeyi korumak için sahaya sürülür. Bu, açıkça söylenmez ama satır aralarında hissedilir.
Bu açıdan bakıldığında, Fırat Görgel için “harcandı” demek çok da haksız bir yorum olmayabilir.
Çünkü: Kaybetmesi halinde siyasi hanesine eksi yazılacak, kazanması ise zaten zor görülen bir ihtimal olarak değerlendirilecekti.
Yani risk büyüktü, kazanım ise sınırlı.Bir diğer önemli boyut da Kahramanmaraş perspektifi…
Depremin yaralarını sarmaya çalışan bir şehrin belediye başkanının, böylesine kritik bir dönemde Ankara’da siyasi bir yarışın merkezine yerleştirilmesi ne kadar doğruydu?
Bu da ayrı bir tartışma konusu. Kahramanmaraş’ın önceliği siyaset mi olmalıydı, yoksa yeniden ayağa kalkma süreci mi?
Sonuç olarak ortada iki gerçek var:
Birincisi, Türkiye’de yerel yönetim dengesi değişiyor.
İkincisi ise bazı isimler bu değişimin içinde “deneyim kazanırken” aynı zamanda “yıpranıyor”.
“Fırat Görgel bu sürecin neresinde duruyor?” Bu sorunun cevabı bugün değil, önümüzdeki süreçte netleşecek.
Ama şimdiden şunu söylemek mümkün: “Bu sadece bir seçim kaybı değil, aynı zamanda siyasi bir mesajdır.”
Ve o mesaj, sadece Ankara’ya değil; Kahramanmaraş’a da yazılmıştır.
Bu arada, Kahramanmaraş’ta Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat, Afşin ve Andırın; AKP’li isimler tarafından yönetiliyor. Ekinözü, Elbistan, Nurhak ve Pazarcık; CHP’li isimlere emanet. Dulkadiroğlu, Göksun ve Türkoğlu ise Yeniden Refah Partili isimlerce yönetiliyor. Çağlayancerit te de İYİ Parti’den seçilmiş ama daha sonra istifa eden bir isim var!
Bu da bilgi notu! Anlayana…

Exit mobile version