Er Meydanında “Kazanırken Kaybetmek”

Asrın felaketini yaşamış, yaralarını sararken hayata tekrar tutunmaya çalışan Kahramanmaraş, dünden bugüne yetiştirdiği pehlivanlarla, minderden dünyaya açılan gurur dolu tarihiyle anılır. Şehrimizin kodlarında, ata sporu güreşin ruhu vardır. Bu bağlamda, Dereköy Güreş Festivali’ni tozlu raflardan indirip tekrar hayata geçiren, geleneği geleceğe taşımaya çalışan tüm yetkililere bir Kahramanmaraşlı olarak teşekkür etmek bir borçtur. Ancak, 23’üncüsü düzenlenen […]

Er Meydanında "Kazanırken Kaybetmek"

Asrın felaketini yaşamış, yaralarını sararken hayata tekrar tutunmaya çalışan Kahramanmaraş, dünden bugüne yetiştirdiği pehlivanlarla, minderden dünyaya açılan gurur dolu tarihiyle anılır. Şehrimizin kodlarında, ata sporu güreşin ruhu vardır. Bu bağlamda, Dereköy Güreş Festivali’ni tozlu raflardan indirip tekrar hayata geçiren, geleneği geleceğe taşımaya çalışan tüm yetkililere bir Kahramanmaraşlı olarak teşekkür etmek bir borçtur.

Ancak, 23’üncüsü düzenlenen bu kıymetli organizasyon, beklenen coşkudan ve nezaketten uzak, “kazanırken kaybetmek” tabirine tam oturan bir manzaraya sahne oldu.

Dünya ve Avrupa şampiyonluklarıyla göğsümüzü kabartan Şeref Eroğlu’nun isminin er meydanından kaldırılmasıyla başlayan süreç, festivalin üzerine bir gölge gibi düştü. İtiraf etmeliyim ki, ortaya çıkan tablo hem şaşkınlık hem de üzüntü vericiydi. Organizasyonun sahibi olan Güreş Federasyonu’nun aldığı kararlar neticesinde başlayan bu gerilim, ev sahibi Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ile Şeref Eroğlu’nu karşı karşıya getirdi.

Burada altını çizmek gerekir ki; Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, sadece ilçesine hizmet etme gayreti içinde olan bir yerel yöneticidir. Yaşanan tatsızlıkta “günah keçisi” ilan edilmeye çalışılması, vicdan sahibi hiçbir vatandaşın içine sinmeyecek bir durumdur.

En can alıcı nokta ise şampiyonun kendisine geliyor. Kendi köyü olan, kendi adıyla anılan er meydanında , yakınlarının ve taraftarlarının taşkınlık yapmasına müsaade edilmesi, bir dünya şampiyonuna yakışan bir tablo değildir.

Bir şampiyonun vazifesi sadece madalyalar kazanmak değil, aynı zamanda temsil ettiği camiaya ve hemşehrilerine vakarla örnek olmaktır. Taşkınlıkları sükunetle durdurması, sağduyu çağrısı yapması ve festivale gölge düşürülmesine izin vermemesi gerekirdi. Mazlumken suçlu durumuna düşmek, bir şampiyon için en ağır yenilgidir.

Geleneksel karakucak ve kısa şalvar güreşleri, bu toprakların kültürel mirasıdır. Basit kişisel kırgınlıklar veya isim üzerinden yürütülen tartışmalarla bu kültüre zarar vermek, aslında doğrudan memleketin değerlerine zarar vermektir. Küçük düşünceler, insanı da küçültür; oysa şampiyona yakışan, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ile omuz omuza verip bu şehrin spor kültürünü daha ileriye taşımaktı.

Kahramanmaraş, felaketin küllerinden doğarken ihtiyaç duyduğu şey çatışma değil, birliktir. Sporun birleştirici gücünü, er meydanının adaletini ve hoşgörüsünü korumak; bu memleketin her evladının, hele ki şampiyonlarının asli görevidir.

Unutmayalım; asıl zafer er meydanındaki skorla değil, gönüllerde bırakılan izle kazanılır. Şampiyondan beklentimiz, bir dahaki sefere bu köklü geleneğe gölge düşürmek yerine, o gölgeyi dağıtacak birleştirici bir irade ortaya koymasıdır.

Exit mobile version