Oscar’a Uzanan Bir Aile Dramı
Büyük göç trajedisi, 1988 yılında Mehmet Ali Enhas’ın eşi Zeynep ve küçük oğlu Seyit ile birlikte daha iyi bir gelecek kurmak amacıyla Kahramanmaraş’ın Halkaçayırı Mahallesi’nden İsviçre’ye doğru yola çıkmasıyla başladı. Kaçak yollarla Alp Dağları’nı aşmaya çalışan ailenin dünyası, 13 Ekim 1988’de yıkıldı; Mehmet Ali Enhas’ın dondurucu soğuktan korumak için sırtında taşıdığı oğlu Seyit, donarak yaşamını yitirdi. İsviçre yönetimi tarafından kabul edilmeyen acılı aile, evlatlarının cenazesiyle birlikte köylerine dönmek zorunda kaldı.
Bir süre sonra Almanya’ya yerleşen ailenin bu yürek burkan hikayesi, İsviçreli yönetmen Xavier Koller’in dikkatini çekti. Senarist Feride Çiçekoğlu ile birlikte Enhas ailesinin yaşadığı bu dramı senaryolaştıran Koller, hikayeyi ‘Umuda Yolculuk’ adıyla beyaz perdeye taşıdı.
Dünya Sinema Tarihine Geçti
Başrollerini usta oyuncular Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu ve Emin Sivas’ın paylaştığı Türkiye-İsviçre ortak yapımı film; Kahramanmaraş, İstanbul, Milano, Como ve İsviçre’nin Graubünden kantonunda çekildi. Büyük ses getiren yapım, 1991 yılında İsviçre adına katıldığı akademide ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ Oscar’ını kazandı. Yönetmen Xavier Koller, sinema dünyasının bu en prestijli ödülünü ünlü aktör Dustin Hoffman’ın elinden almıştı.
38 Yıl Sonra Evladıyla Yeniden Buluştu
Uzun yıllardır yaşamını sürdürdüğü Almanya’da yaşlılığa bağlı sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören 7 çocuk babası Mehmet Ali Enhas, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yakınları tarafından teslim alınarak havayoluyla memleketi Kahramanmaraş’a getirilen Enhas’ın cenazesi, doğduğu Halkaçayırı Mahallesi’nde gözyaşları arasında toprağa verildi.
Mehmet Ali Enhas, bu definle birlikte, 1988 yılında Alp Dağları’nın dondurucu soğuğunda kurtarmaya çalışırken sırtında can veren oğlu Seyit ile aynı mezarlıkta, yan yana sonsuzluğa uğurlanmış oldu.

