DEVEME OYNAYALIM MI?

Çocukların oyun mevsimini hangi minik yürekler aynı anda bütün mahalle ve sokaklara taşırırdı kim bilir; bu en büyük sır, bir tılsım gibi. Deveme oyunu gülle ile başabaş giden en büyük oyunlardandı. Bu oyunda bir çocuğun var olabilmesi için, öncelikle topaç çevirmeyi bilmesi gerekirdi elbette. Bu iş ipin bir ucunu ustaca düğüm yapıp orta parmağınıza geçirmenizle […]

muzaffer salioglu

Çocukların oyun mevsimini hangi minik yürekler aynı anda bütün mahalle ve sokaklara taşırırdı kim bilir; bu en büyük sır, bir tılsım gibi.

Deveme oyunu gülle ile başabaş giden en büyük oyunlardandı.

Bu oyunda bir çocuğun var olabilmesi için, öncelikle topaç çevirmeyi bilmesi gerekirdi elbette.

Bu iş ipin bir ucunu ustaca düğüm yapıp orta parmağınıza geçirmenizle başlar ve bükümlü ipi devemenin mıhından üst tarafına tek sıra olacak şekilde pot yaptırmadan sıkıca sarmanızla devam ederdi.

Yukarıdan aşağıya dairesel bir kol hareketiyle fırlatılan deveme, ipin havadaki çözülme hareketinin kazandırdığı döngüyle mıhın üzerinde, çoğu zaman vınlayarak en yüksek hızıyla dönmeye başlardı.

Eğer ki ipten normal şekilde kurtulamazsa, yerde yanlamasına uzayıp giderdi ve biz buna deveme tekere bindi derdik.

Çarşıbaşı, Kuyumcular Çarşısı’nın alt tarafındaki, yan sokaklarda iş yerleri olan bekerecilerde çektirilen devemeler çam, ceviz, gürgen, meşe gibi çeşitli ağaçlardan yapılırdı.

Büyüklük ve modellerine göre sinek, lâlek (leylek), mekik gibi isimler alan devemelerin ustaları birde bunların üst kısımlarını rengarenk daireler şeklinde boyarlardı.

Mekik devemeyi her çocuk taşıyamazdı. Gülle oyunundaki lös lös gibi, bunuda harekete geçirmek marifet isterdi.

Çocukların sırayla ve art arda yere fırlattıkları devemelerde, yerde dönen devemelerin birbirlerine kök vurmaları esastı.

Bu sırada yerde dönen devemeyi serçe parmakla yüzük parmağınızı bir tarafa ayırarak muntazam şekilde avucunuza alıp dönme hareketini bozmadan tekrar yerdeki başka bir devemenin üzerine bırakabilirdiniz ve bu itibarlı, maharetli bir teknik olurdu.

Oyun devam ederken birbirlerine kök vuran devemeler, üzerlerindeki mıh izleriyle kıdem kazanırlardı ama buradaki asıl amaç, rakip devemelerin atış esnasında kırılıp, mıhlarının kökü vuran çocuk tarafından ganimet olarak alınmasıydı.

Bu işi en acımasız şekilde mekik devemeler başarabilirdi elbette.

Bazı oyunlarda ise enek deveme dikilir ve her çocuk kendi devemesiyle yerde yatan devemeye kök vurmaya çalışırdı.

Hareketi ağırlaşarak sönümlenen deveme için uğunuyo derdik, uğuniyi.

Birde bel hizasından ileriye yatay bir hareketle yapılan bir atış şekli vardı.

Bu atış daha kibar ve daha yumuşak bir ivme ile yapıldığı için bunun adı kız atışıydı.

Babam bize her sezon rengarenk devemeler yaptırırdı ve bunları büyük bir kesekağıtı içinde eve getirirdi.

Babamın getirdiği devemeleri bizde mahalle arkadaşlarımızla paylaşırdık.

Bunlar zaten hepimiz için yapılmış olurlardı.

Masallarda Kaf Dağı’nın arkasından gelen güzellikler gibi ama gerçek yaşanmışlıklarla.

Mobil sürümden çık