Türkiye, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta yaşanan dehşet saldırıyla yasa boğuldu.
Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen saldırıda 1 öğretmen 8 öğrenci hayatını kaybetti.
Vahşetin ardından Ayser Çalık Ortaokulu öğrencileri, valilik kararnamesiyle geçici olarak Şehit Tebernuş Özler Ortaokulu’na nakledildi.
Kentte iki günlük aranın ardından ders zili çaldı.
Ayser Çalık Ortaokulu öğrenciler, ağır bir travmanın izleriyle yeni okullarında ilk kez sınıflarına girdi.
Okul bahçesinde düzenlenen törende Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi. Henüz birkaç gün önce arkadaşlarını ve öğretmenlerini kaybeden çocukların yüzlerindeki tedirginlik ve hüzün dikkat çekti.
İlk gün öğrencileri yalnız bırakmamak için Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen 20 kişilik ulusal psikososyal destek ekibi ile 40 kişilik il ekibi de okulda hazır bulundu. Uzmanlar, hem öğrencilere hem de öğretmenlere yaşanan travmayla başa çıkabilmeleri için destek verecek.
Okul Müdürü Cemal Kocabey yaptığı konuşmada, çocukların kendilerine emanet olduğunu vurgulayarak velilere güven mesajı verdi. Ancak okul bahçesindeki atmosfer, sözlerin ötesinde büyük bir acının hâlâ çok taze olduğunu gösterdi.
Velilerden Neziha Tamursoylu, saldırıda hayatını kaybeden öğretmeni tanıdığını söyleyerek gözyaşları içinde konuştu. “O vefat edenler de benim çocuklarım” sözleriyle yaşadığı acıyı dile getiren Tamursoylu, çocukların korku içinde okula geldiğini ifade etti.
Bir başka veli Yusuf Gürbüz ise yaşananların sadece Kahramanmaraş’ı değil tüm Türkiye’yi derinden sarstığını belirterek, eğitimde eski güven ortamının kaybolduğunu söyledi.
Saldırıdan sağ kurtulan bir öğrencinin babası Serdar Ercan ise olayın çocuklar üzerinde derin izler bıraktığını dile getirdi. Oğlunun öğretmeni sayesinde hayatta kaldığını anlatan Ercan, yaşananların büyük bir travma olduğunu ve bu sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Ayser Çalık Ortaokulu’nda eğitim yeniden başladı, ancak sınıflarda artık sadece dersler değil, kaybedilen hayatların sessizliği de var. Kent, bu derin acının izlerini silmeye çalışırken, en büyük umut ise çocukların yeniden güvenle gülümseyebileceği günlerin gelmesi.

