Bir defa şunu açık açık söylemeliyim; aksi, geçmişimi ve meslek hayatımdaki gerçekleri inkâr etmek olur.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş, bu ülkenin siyasi tarihinde önemli yere sahip bir partidir. 1923-1950 yılları arasında ülkeyi yöneten CHP, sonraki yıllarda da farklı dönemlerde iktidar ortağı olmuş, Türkiye siyasetinin merkezinde yer almıştır.
1980 Askerî Darbesi sonrası diğer partiler gibi kapatılmış, ardından 1992 yılında yeniden açılmıştır. 1999 seçimlerinde ise ilk kez baraj altında kalarak Meclis dışında kalmıştır. Türk siyasetinin inişli çıkışlı hikâyesinde CHP’nin ayrı bir yeri olduğu inkâr edilemez.
Benim gazeteciliğe başladığım yıllarda yanında yetişmekten büyük onur duyduğum merhum Ahmet Yaşar Başer de koyu bir CHP’liydi. Gazeteciliği, siyaseti ve memleket meselelerini ondan çok dinledik. Oğlu Devrim Başer’in bugün hâlâ CHP Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulunması da, benim bu siyasi yapıya tamamen uzak olmadığımı gösterir.
Evet, milliyetçi ve muhafazakâr bir çizgiden geliyorum. Ancak CHP’ye hiçbir zaman “uzak bir gezegen” gibi bakmadım. Çünkü bu şehirde siyaset de dostluk da iç içe yaşanır.
Fakat son dönemde artık toplumun büyük bir kısmı gibi biz de CHP tartışmalarından yorulmaya başladık.
Sabah CHP…
Öğlen CHP…
Akşam CHP…
Televizyonu açıyorsunuz CHP, sosyal medyaya giriyorsunuz CHP, gazete manşetleri CHP…
Türkiye’nin ekonomisi var, deprem gerçeği var, emeklisi var, çiftçisi var, Kahramanmaraş’ın hâlâ çözüm bekleyen ağır sorunları var. Ama ülke gündemi adeta tek bir partinin iç hesaplaşmasına kilitlenmiş durumda.
İddialar, kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri, delegeler üzerinden yapılan suçlamalar derken, siyaset artık milletin derdinden çok parti içi kavgalara teslim olmuş görüntüsü veriyor.
Öyle ki, uzun süredir reyting bulamayan bazı televizyon kanalları bile yayın akışını CHP tartışmalarıyla doldurmaya başladı. Bir dönem haber değeri taşımayan açıklamalar bile artık “son dakika” etiketiyle servis ediliyor.
Vatandaş ise şunu soruyor:
“Bu ülkenin başka meselesi kalmadı mı?”
Kahramanmaraş’a dönüp baktığımızda insanlar hâlâ konteynerde yaşam mücadelesi veriyor. Esnaf ayakta kalma savaşı veriyor. Gençler iş arıyor. Çiftçi maliyetlerle boğuşuyor. Depremin açtığı yaralar tam kapanmamışken ekranlarda sürekli siyasi polemik izlemek toplumda ciddi bir bıkkınlık oluşturuyor.
Elbette ana muhalefet partisindeki gelişmeler önemlidir. Elbette hukuk süreçleri konuşulur. Ancak siyasetin tamamını bir partinin iç krizine hapsetmek, ülkenin gerçek gündemini gölgelemeye başladı.
Millet artık kavga değil çözüm görmek istiyor.
Bağıran siyasetçi değil, iş üreten siyasetçi görmek istiyor.
Kahramanmaraşlı vatandaş artık televizyon ekranlarında polemik izlemekten yoruldu. İnsanlar; yeniden ayağa kalkmanın, üretmenin, şehrin geleceğini konuşmanın peşinde.
Siyaset kurumu bunu görmek zorunda.
Çünkü vatandaşın gündemi ile Ankara’nın gündemi arasındaki mesafe büyüdükçe, siyasete olan güven de aynı oranda azalıyor.
CHP ile Yatar Kalkar Olduk, Artık Bıkmaya Başladık
Bir defa şunu açık açık söylemeliyim; aksi, geçmişimi ve meslek hayatımdaki gerçekleri inkâr etmek olur. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş, bu ülkenin siyasi tarihinde önemli yere sahip bir partidir. 1923-1950 yılları arasında ülkeyi yöneten CHP, sonraki yıllarda da farklı dönemlerde iktidar ortağı olmuş, Türkiye siyasetinin merkezinde yer almıştır. 1980 […]

