Bugün size rakamlardan, taktiklerden ya da sıradan bir basın toplantısından bahsetmeyeceğim. Bugün size vicdandan, vefadan ve bir şehrin kendi evlatlarına nasıl sırtını döndüğünden ya da döneceğinden bahsedeceğim.
Geçtiğimiz gün Continent Otel’deydik. Kahramanmaraşspor Kulüp Başkanı Dr. Fatih Mehmet Ceyhan’ı dinledik. Başkanın ses tonunda bir yorgunluk ama gözlerinde hala sönmemiş bir inanç vardı. Ortaya koyduğu tablo ise aslında hepimizin yüzüne çarpılmış bir gerçeklikti.
21 Yaşındaki Çocukların Omuzlarındaki Yük Düşünün beyler, bayanlar; sahaya çıkan takımın yaş ortalaması sadece 21! Kadroda 25 aslan var ve bunların birçoğu bu şehrin tozunu yutmuş, bu mahallelerde top koşturmuş çocuklar. 7’si direkt Maraş’ın öz evladı. Başkan diyor ki; “Bu çocuklar üst ligleri zorlar.” Ben de diyorum ki; biz bu çocuklara bir ligi çok mu görüyoruz? Kendi evladına sahip çıkmayan şehir, başkasının başarısıyla övünmeye kalkmasın!
Hurşit’in Duruşu, Şehrin Sınavı Toplantıda bir “Hurşit” örneği verildi ki, kulaklarım pas tuttu. Adam eski futbolcu, tecrübe abidesi. Bir telefonla gelmiş. Ne para konuşmuş, ne şart sunmuş. “Bu benim takımım” demiş, geçmiş işin başına. Şimdi soruyorum: Bir futbolcu kadar olamıyor muyuz? Bir Hurşit kadar taşın altına elimizi koyamıyor muyuz? O adam sahanın içinde ter döküyorsa, biz de sahanın dışındaki engelleri temizlemek zorundayız.
Yahu adam bir telefonla, tek kuruş pazarlık yapmadan “Gidiyoruz” demiş gelmiş. Adamdaki şu vefaya bak, bir de bizim koca koca “şehrin ileri gelenlerine” bak! Bir futbolcu kadar olamıyor muyuz? Adam sahada tecrübesini, ciğerini bırakıyor; biz burada 4-5 milyonun hesabını yapıyoruz. Maraş’ın bir aylık dondurma parası etmez o istediği rakam! Ama mesele para değil, mesele niyet. Mesele, 1969’dan beri bu şehrin yükünü çeken o armayı sahipsiz bırakmamak.
4-5 Milyon TL Nedir ki? Başkan açık açık söyledi: “Bize sezon sonuna kadar 4-5 milyon lazım.” Şimdi elinizi vicdanınıza koyun. Sanayinin devleştiği, tekstilin başkenti dediğimiz bu şehir için 4-5 milyon nedir Allah aşkına? Birkaç fabrikanın bir aylık elektrik faturası bile değil! Ama mevzu para değil arkadaşlar, mevzu niyet. Mevzu, 1969’dan beri dalgalanan o kırmızı-beyazlı bayrağı yere düşürmemek.
Fikstür Kapıda, Vakit Daralıyor! Puan tablosu ateşten gömlek. Başkan “İki galibiyet bizi bambaşka yere taşır” diyor. Haklı. Lig sıkışık, yol dar. Ama o iki galibiyet sadece sahadaki gençlerin koşmasıyla gelmez. Tribünün gürlemesi lazım, şehrin “buradayım” demesi lazım. Esnafın camına bayrağı asması, iş insanının “çorbada tuzum olsun” demesi lazım.
Vakit, Kaçma Vakti Değil! Kimse kusura bakmasın; yarın bu takım bir alt lige düşerse, kimse çıkıp da “vah vah” demesin. O zaman dökülecek gözyaşı sahtedir. Eğer bugün bu genç kadroya, bu vefalı yönetime el uzatmazsak, yarın Maraş sokaklarında Kahramanmaraşspor bayrağı asacak direk bile bulamayız.
Son Sözüm Şehre… Bu kulüp Dr. Fatih Mehmet Ceyhan’ın şahsi malı değil. Bu kulüp sizin, benim, hepimizin! 1969’dan gelen o ruhu, bugün 21 yaşındaki gençlerin heyecanıyla birleştiremezsek; yarın anlatacak bir hikayemiz de olmaz.
Açık konuşayım: Yarın bu takım elden giderse, kimse çıkıp da “Ben bu takımı çok seviyordum” masalı anlatmasın. Seviyorsan bugün yanında olacaksın. Gün, o gün! Fatih Başkan ve o gencecik çocuklar sonuna kadar haklı. Biz ya bu aslanın kükremesine ses katacağız ya da yarın öbür gün dizimizi döveceğiz.
Başkan çağrısını yaptı, teknik heyet “hazırız” dedi, futbolcu “canla başla” dedi. Şimdi top sizde ey Kahramanmaraş! Ya bu aslanın kükremesine nefes olacaksınız, ya da bu sessiz gidişi tribünden izleyeceksiniz.
Benim safım belli: Ben o 21 yaşındaki çocukların, o 1969 ruhunun yanındayım. Peki ya siz?
Soruyorum size; kendi evladına sahip çıkmayan bir şehir, yarın hangi başarıyla övünecek?
Kalın Sağlıcakla…

