1980’li ve 1990’lı yıllara damgasını vuran bu siluet, sadece bir çekirdekçiden ibaret değildi. O, okul çıkışı koşan çocukların ilk uğrak noktası, mahallelinin ayaküstü sohbet durağı ve Andırın sokaklarının kendine has dokusunun vazgeçilmez bir parçasıydı.
Bir Kuşağın Ortak Hafızası
Bugün nostaljik bir fotoğraf karesinde karşımıza çıkan bu görüntü, aslında o dönemin Andırın’ını özetliyor: Samimiyet, sadelik ve küçük şeylerden mutlu olabilen insanların huzurlu yaşantısı. Mehmet Gürlek, o mavi tablasının başında, taze kavrulmuş çekirdekleri ve kendine has üslubuyla sadece bir ticaret yapmıyor; aslında bir geleneği temsil ediyordu.
Okul çıkışlarının neşesi: Zilin çalmasıyla birlikte öğrenciler için Mehmet amcalarının yanına gitmek, günün en heyecanlı anlarından biriydi.
Kışla bahçesinin tanığı: Yıllar boyu kışla bahçesinin duvarına yaslanan bu tabla, ilçedeki değişimin ve dönüşümün sessiz bir tanığı gibiydi.
İnsan odaklı bir esnaflık: Mehmet Gürlek, sadece çekirdek satan bir esnaf değil, ilçenin “hafızası” sayılabilecek, herkesin hatırını bilen bir gönül insanıydı.
Unutulmayanlar Arasında
Yıllar geçse de, o günlerin Andırın’ında çocukluğunu veya gençliğini yaşayanlar için Mehmet Gürlek ismi, hala aynı sıcaklıkla anılıyor. Fotoğrafta gördüğümüz o kare, sadece bir dönemi değil; bir şehrin, bir mahallenin ve o mahalleyi güzelleştiren insanların hikayesini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
Merhum Mehmet Gürlek’i, Andırın’ın sokaklarına kattığı o naif renk için bir kez daha rahmet ve özlemle anıyoruz. O, Andırın’ın kolektif hafızasında, o mavi tablası ve güler yüzüyle her daim yaşamaya devam edecek. Bu anlamlı fotoğraf için Andırın Görsel Hafıza Grubuna ve Ramazan Özdemir’e teşekkür ediyoruz.

